Bizimle iletişime geçin

GENEL

Doğadan Hayata Köprü Buluşmaları’nda “herkesin buluşma noktası mutfak” ele alındı

Yayınlandı

-

Kastamonu Entegre’nin mimarlık ve yapı sektörünün temsilcilerini bir araya getirdiği geleneksel etkinlik serisi Doğadan Hayata Köprü Buluşmaları’nda yılın ilk oturumu “Buluşma Noktası: Mutfak” temasıyla gerçekleşti. Mimar Yelin Türer Evcen ile yazar ve yemek kültürü uzmanı Güzin Yalın’ın konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte mutfak, antropolojiden gastronomiye, tasarımdan mimariye kadar pek çok alanda ele alındı.  

Ahşap bazlı panel sektörünün global markası Kastamonu Entegre, KEAS Konsept Stüdyo’da Yapı Kataloğu moderatörlüğünde düzenlediği Doğadan Hayata Köprü Buluşmaları’nın sekizinci oturumunda mimar Yelin Türer Evcen ile yazar ve yemek kültürü uzmanı Güzin Yalın’ı konuk etti. Mimarlık öğrencileri, mimarlık ve tasarım sektöründen dinleyicilerin katılımıyla gerçekleşen söyleşide “Buluşma Noktası: Mutfak” konusu ele alındı.  

Mutfak tasarımında estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiren yaklaşımlar ile yemek kültürünün mimari ile buluşmasının detaylı şekilde ele alındığı buluşmada Yelin Türer Evcen ve Güzin Yalın tarih boyunca insanın mutfakla kurduğu ilişkiyi mitolojiden mimariye kadar pek çok alandan örneklerle açıkladılar. Beslenme, beslenme alışkanlıkları, beslenmeden pişirmeye giden yol ve tarihte beslenme için kullanılan mekânlarla başlayan söyleşi mutfak ekolleri, mutfak tasarımının geçmişten bugüne değişimi gibi konularla devam etti.

İnsanlığın ilk mutfağı mağaradır

Yemek kültürü uzmanı Güzin Yalın, derslerinde öğrencilerine Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşini sorduğunu, en alt basamak için öğrencilerin genelde beslenme cevabını verdiğini belirterek şunları söyledi: “Hiyerarşide en altta barınma ihtiyacı var aslında. Gerçekten de yaşayabilmeniz için önce kendinizi dışarıdaki tehlikelerden koruyacak bir mekâna ihtiyacınız var. Mekânı bulduğumuzda orada beslenme ihtiyaçlarımızı da gidermeye başlıyoruz. Beslenme ihtiyacının giderilmesi burayı gastronomik açıdan mutfağa en çok yaklaştıran nokta oluyor. Bu açıdan baktığımızda da insanlığın ilk mutfağı mağaradır diyebiliriz. Tabii ki mekânların ayrılması gibi durumlar söz konusu değil o dönemde. Tek mekânda hem barınıp hem de besleniyorsunuz”

Ateşin insanlık tarihi açısından önemli bir devrim olduğunu belirterek sözlerine devam Yalın, “Ateş insanlar açısından tehlikelerden korunmak, ısınmak ve etrafı aydınlatmak için önemli bir misyon üstleniyordu. Daha sonra insanların ateşin pişirme işlevini keşfetmesi, beslenme açısından önemli bir ilerlemeyi de beraberinde getiriyor. Ateşin taşınması, etrafının çevrilerek mağarada korunaklı bir alanda yer alması gibi gelişmeler çok sonrasında gerçekleşiyor. İlk uygulamalarda ateş nerede yanıyorsa onun etrafında toplanma süreci var. İnsanlar mağarada ateş yakma ya da ateşi mağaraya taşıma evresine geçtiklerinde ise dumanın içeriden çıkmaması nedeniyle çeşitli sorunlar yaşanıyor. Bu durum da ilkel anlamda ilk bacanın inşa edilmesini sağlıyor. Bacanın olması mağaranın içindeki o bölgenin mutfak olarak kullanılmasına giden yolu açıyor” diye konuştu.

Mutfakta coğrafya kader

Mutfakla ilgili her şeyi coğrafyanın belirlediğinin altını çizen Yalın, “Yemekten pişirme tekniklerine, mutfağın tasarımından kullanılan malzemeye kadar pek çok şeyi o bölgenin iklimi, coğrafyası belirliyor. Yemeğin içinde kullanılan malzeme kadar yemeğin yapıldığı yer yani mutfak, yemeği yapan kişiler, yemeğin yapıldığı alanın yemeği yiyen kişilere yani soylulara, saraylılara mesafesi de önemli bir konu. Örneğin Roma’da bugünkü endüstriyel mutfaklara benzeyen, herkesin gelip yemeklerini pişirdiği ortak mutfaklar var. Amerika’nın kolonyal dönemine baktığımızda da yine mutfağın dışarıda ve uzakta olduğunu görüyoruz çünkü buralarda yemekler köleler tarafından yapılıyor” dedi.

Kentleşmeyle beraber yaşam tarzının mekânları belirlediği dönemi geride bıraktık

Mekân tasarımlarının insanların yaşam tarzı doğrultusunda şekillendiğini belirten mimar Yelin Türer Evcen ise, “Artık insanlar şehirlerde toplanmış durumda ve konut üretimi kişiselden kitlesele kaydı. Bu durum da insanların yaşam tarzına uygun mekânlarda yaşaması yerine mekânların tasarımına uyum sağlamayı beraberinde getirdi. İnsanlar metrekarelerin küçüldüğü yaşam alanlarında yaşamak zorundalar artık. Açıkçası bu metrekareler ve bu mutfak tasarımları mutfağımızın geleneksel yeme, içme, pişirme süreçlerini karşılayacak bir noktada değil. Binlerce insanın içerisinde yaşayacağı bir konut projesi tasarlarken bireysel mutfak alışkanlıklarına ve beklentilere bakma şansınız çok fazla olmuyor. Kitlenin ortak alışkanlıklarını düşünerek tasarlıyorsunuz mutfağı ve bir ortak fayda yakalamaya çalışıyorsunuz” dedi.  

Mutfağın evin saklı köşesiyken modern yaklaşımlarla birlikte yaşam alanlarıyla bütünleştiğine değinen Evcen şunları söyledi: “Eskiden mutfak evin en ucunda, çok fazla yabancının, misafirin görmeyeceği bir noktada yer alırdı. Bunun ana sebebi, mutfağın dağınıklığı ve dışarıdan gelen insanlara gösterilmemesi durumuydu. Teknolojinin gelişmesi ve metrekare sıkıntıları nedeniyle şimdilerde mutfağın yaşam alanının merkezine yerleştiğini görüyoruz. Eski dönemlerde mutfakta birilerinin insanlar için çalıştığı daha geleneksel ve geniş aile yapılarından daha modern çekirdek aile yapısına geçiş yapıldı. Şehrin yoğun yaşamını, küçülen metrekareleri de düşündüğümüzde, açık mutfak daha pratik hale gelmeye başladı insanlar için.”

İnsanların tarih boyunca mutfakta çeşitli tasarımlar denediğini belirten Evcen, sözlerini şöyle tamamladı: “Ortaçağ mutfaklarından bugüne insanlar tarih boyunca mutfak tasarımında çeşitli uygulamalar denediler. 1900’lü yılların ilk yarısında işçi sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan daha sonraları ise kadını fabrika bandı çalışanı gibi gördüğü eleştirilerine uğrayan Frankfurt Mutfağı, beyaz rengin hakimiyetinin belirgin olduğu ve mutfağı biraz daha geniş bir yaşam alanı olarak ele alan İsveç Mutfağı bu örneklerden bazıları. Günümüze doğru geldiğimizde mutfağın artık daha renkli, daha ferah bir hal aldığını görüyoruz. Beyaz eşya kavramı bile renklenen mutfak eşyaları nedeniyle değişiyor artık. Bu değişim ve dönüşüme ayak uydurmak için yeni yaklaşımları, değişen insan ihtiyaçlarını derinlemesine analiz ediyor, insanların keyifle yaşayacağı alanlar tasarlamak için çalışıyoruz.”  

KEAS Konsept Stüdyo’da gerçekleşen Doğadan Hayata Köprü Buluşmaları, yeni konu ve konukları yapı ve mimarlık sektörüyle buluşturmaya devam edecek.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Doka Kalıp, Bauma 2025 Fuarı’nda sektöre yenilikçi çözümler sunacak

Yayınlandı

-

Öncü teknolojiler ve dijitalleşmeyle inşaatta verimliliği zirveye taşımayı hedefleyen Doka, Münih’te gerçekleştirilecek fuarda 40’tan fazla ürün ve çözümünü inşaat sektörüyle buluşturacak.

Umdasch Group ve Doka, 7 Nisan’da başlayacak Uluslararası İnşaat, Madencilik Makinaları ve Malzemeleri Fuarı – BAUMA Munich’te, 40’tan fazla öncü, yenilikçi çözümünü sektörün her alanından ziyaretçilere tanıtacak.

Doka, fuardaki 5 bin 300 metrekarelik alanda, FN.420 – FN.423 no’lu standlarında kalıp, iskele ve yapı elemanları alanında çözümlerini sunacak. Ziyaretçiler, beton inşaatını geleceğe uygun hale getirmek, şantiyede verimliliği ve üretkenliği artırmak için tasarlanmış yeni teknolojileri, ürünleri ve malzemeleri deneyimleyebilecek.  

Doka CEO’su Robert Hauser: “Yeni teknolojilerle gerçek değer yaratmaya kararlıyız“

McKinsey 2024 araştırmasına göre, inşaat verimliliği, uzun yıllardır diğer sektörlerin gerisinde seyretti. İmalatta verimlilik 2000-2022 yılları arasında yüzde 90 ve genel ekonomide yüzde 50 artarken, inşaatta yılda sadece yüzde 0,4’e denk gelen yüzde 10’luk bir iyileşme görüldü.

Geleceğin dünün yöntemleriyle inşa edilemeyeceğini vurgulayan Doka CEO’su Robert Hauser, konuya ilişkin şunları söyledi:

“İnşaat sektörü muazzam zorluklarla karşı karşıya. Her şeyden önce üretkenlikteki durgunluğun üstesinden gelmesi gerekiyor. Biz büyük resmin sadece bir parçası olsak da, alanımızda gerçek değer yaratmaya kararlıyız. Yeni teknolojiler ve en önemlisi tüm kalıp sürecinin tutarlı bir şekilde dijitalleştirilmesi yoluyla bunu gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Müşterilerimiz için bunu mümkün kılmak bizim tutkumuz olmalı, daha azı değil.” 

Dünyanın en fazla sera gazı salan sektörlerinden biri olarak inşaat sektörünün artık dönüşmesi gerektiğini belirten Hauser, “CO₂ azaltılmış beton, değişimin temel faktörlerinden biridir ve 2040 yılına kadar net sıfıra ulaşma yönündeki iddialı hedefimiz doğrultusunda daha düşük karbonlu bir inşaat geleceğini desteklemeye kararlıyız. Bu kapsamda akıllı kalıp prototipimizi de böylesine önemli bir fuarda sunmaktan heyecan duyuyoruz” diye konuştu.

Fuarda inşaatın yeni çağına yönelik hedeflerini açıklayacak

Doka’nın büyüyen ürün ve hizmet portföyü, modası geçmiş inşaat uygulamalarını güncelleyerek sektörü geleceğe hazırlıyor. Bauma 2025’te müşterilerinin üretkenliklerini artırmalarına yardımcı olmak üzere tasarlanmış yenilikçi ürün ve çözümlerini sunacak olan Doka, inşaatın bir sonraki çağına yönelik hedeflerini daha da vurgulamak için tamamen dijitalleştirilmiş kalıp süreci vizyonunu açıklayacak.


Doka’nın bu konudaki odak noktası, her zaman ve her yerde tüm kalıplama süreci üzerinde benzersiz şeffaflık ve tam kontrol sağlamak için bağlantılı bir platform aracılığıyla kusursuz süreç entegrasyonu sağlamak şeklinde.

Akıllı Şantiye: İnşaat otomasyonu, robot teknolojileri ve daha fazlası

Yarı otomatik bir kalıp robotu, tamamı dijital olarak kontrol edilen ürünler, beton duvar yapımı için yeni bir çalışma yöntemi ve daha birçok açıdan önem taşıyor. Doka standındaki buna yönelik yeni “akıllı inşaat” bölümü, dış mekan alanında ziyaretçileri bekliyor olacak.

Doka’nın fuarda sunacağı yeni çözümlerinden biri, beton perdelerin inşası için yeni bir yöntem sunan Doka’nın bu amaçlı ürünü LeanForm olacak. Bu ürünü, tıpkı bir montaj hattı gibi, komple kalıp ünitelerinin bir vinç tarafından yerine kaldırılmadan önce güvenli, kontrollü bir iş istasyonunda monte edilmesini sağlayan merkezi bir ön montaj platformu LeanForm, depolama ve çalışma alanları arasındaki mesafenin kısalması, nakliye ihtiyacının en aza indirilmesi, sahada araştırma ve bekleme sürelerinin kısalması gibi pek çok avantaj getiriyor. Doka ayrıca, bir robotun çeşitli bileşenleri mobilize edip ön montaj platformuna yerleştireceği geleceğe bir bakış da sunuyor. 

Geçen fuarda prototip olarak ilk kez görücüye çıkan DokaXbot Lift ise BAUMA 2025 için tamamen yeniden tasarlandı. Sezgisel zemin seviyesinde kullanım, otomatik ince ayarlar ve zemin düzensizliğini telafi etme özelliklerine sahip olan DokaXbot Lift, artık 5,7 metre yüksekliğe kadar kalıp elemanlarının hassas bir şekilde konumlandırılmasını sağlayarak baş üstü çalışmaları daha güvenli ve verimli hale getiriyor. DokaXbot Lift, açık alanda ve ana salondaki canlı gösterilerin bir parçası olarak sergilenecek.

Kalıp çözümlerinin otomasyonunda yeni endüstri standartlarını belirleyen Doka, yeni nesil hareket sistemi FormDrive ile de, yüksek katlı ve altyapı inşaatlarında otomatik kalıp çözümlerinin temelini oluşturuyor. Yüksek katlı sergideki bu yeni sistemin kalbi, tırmanma sistemini kaldırmak ve perde kalıbının tüm hareketlerini yönlendirmek için kullanılan mobil bir kontrol ünitesi. Bu, manuel iş yükünü azaltırken aynı zamanda güvenlik ve üretkenliği de artırıyor.

Akıllı ısıtmalı kalıp prototipi geliştirdi

Doka, yeni ve daha iklim dostu beton karışımlarının yaygınlaşmasını desteklemek için akıllı bir ısıtmalı kalıp prototipi de geliştirdi. Prototip, hedeflenen ısıtma sayesinde CO₂ azaltılmış betonun gecikmeli mukavemet gelişimini hızlandırarak sahada güvenli ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlıyor. Entegre dijital sensörler, sahadaki performansı daha da optimize etmek için gerçek zamanlı beton izlemeye olanak tanıyor. Prototip, araştırma projeleri ve canlı şantiyelerdeki başarılı denemelerin ardından uluslararası fuarda görücüye çıkacak. 

Bu teknolojiyle Doka, kalıbın sadece bir destek yapısından daha fazlası olduğunu kanıtlıyor. Bu, düşük karbonlu betona geçişte ve şantiyelerin karbonsuzlaştırılmasında önemli bir etken.

Doka, döngüsel ekonomi ilkelerini entegre ederek sürdürülebilirlik ve ekonomik verimliliğin bir arada yürüdüğünü de kanıtlıyor. Xlife üst tabaka, tamamen geri dönüştürülmüş plastikten yapılmış bir çekirdeğe sahip ilk Doka kalıp tabakası. Özellikle yüksek dayanıklılık ve çoklu yeniden kullanım döngüleri için tasarlanan bu ürün, malzeme tüketimini ve bakım maliyetlerini azaltarak hem finansal hem de çevresel avantajlar sağlıyor. Kullanım ömrünün sonunda, levha tekrar kullanıma sokulmak üzere kapalı döngü sistemine geri gönderiliyor ve burada yeni levha çekirdeklerine dönüştürülüyor.

DokaXdek, Safeflex ve XT20 kiriş 

Fuarda yer alacak Doka’nın diğer ürünleri arasında DokaXdek, Safeflex ve XT20 kiriş geliyor.

Döşeme kalıbı alanında DokaXdek masa, DokaXdek panel ve DokaXde frame’den oluşan DokaXdek sistem ailesi fuarda en son yeniliklerle sunulacak. Safeflex, hareketli güvenlik ağı ve Safeflex sistemi ile kiriş döşeme kalıbı için yeni bir güvenlik yükseltmesi, hem prekast hem de yerinde beton uygulamalarında stabilite ve güvenlikte yeni standartlar belirliyor.  

Doka ayrıca, verimliliği artırmak için ürün portföyüne yeni bileşenler ekledi. Bunların başında, yüzde 50 daha yüksek yük kapasitesi sunarak yüzde 15’e varan malzeme ve maliyet tasarrufu sağlayan yenilikçi XT20 kiriş geliyor. Yeni özelliklere sahip olmasına rağmen ekstra sağlam XT20, uyumluluktan ödün vermeden bilinen H20 boyutları içinde kalıyor. Ayrıca, yeni Doka Eurex 20 temel zemin desteği, daha yüksek yük taşıma kapasitesini daha düşük ağırlıkla birleştirerek tüm döşeme sistemlerinde daha kolay kullanım ve daha düşük maliyet avantajı sağlıyor.

Doka’nın ürün portföyüne önemli bir ekleme daha yapılıyor. Doka, 2024 yılında monolitik alüminyum kalıp alanında pazar lideri olan Malezya merkezli MFE’yi satın aldı. Şimdi, BAUMA 2025’te Doka, monolitik kalıp teknolojisini ilk kez fuara getiriyor ve modern, yüksek hızlı inşaat üzerindeki etkisini gösteriyor.  

İskelede standartları yükseltiyor

Doka, grubun özel iskele markası AT-PAC ile birlikte, hem inşaat hem de endüstriyel müşteriler için verimliliği ve güvenliği artırmak üzere tasarlanmış yeni iskele çözümlerini sergileyecek. Yeni iskele ürün serilerine ayrılmış bir alanda, inşaat projeleri için Ringlock iskelenin çok yönlülüğünü artıran cephe iskelesi, erişim sistemleri ve genişletilmiş taşıma uygulamalarındaki gelişmeler yer alacak. Bu yeni ürün serileri, ziyaretçilere Bauma fuar alanının nefes kesici panoramik manzarasını sunan standın öne çıkan özelliklerinden biri olan entegre izleme platformuna sahip 30 metrelik etkileyici bir iskele kulesi ile birlikte sergilenecek.

Daha hafif ve çok yönlü taşıma çözümleri

Doka, fuarda en yüksek endüstri standartlarını karşılamak üzere tasarlanan yeni nesil taşıma sistemlerini de sunacak. Dünya çapında görücüye çıkan yeni DokaXshore, 100 kN ayak yükü kapasitesi ile maksimum verimlilik için tasarlanmış hafif, aletsiz bir taşıma sistemi. Bu yenilikçi sistem, montaj hızı, kullanım kolaylığı ve yüksek güvenlik gerektiren projeler için üretildi.

Doka Unikit Ağır Yük İskele Sistemi yüksek yapılar, köprü, tünel, enerji santrali ve endüstriyel şantiyelerde kendini kanıtladı. UniKit, fuarda Doka’nın temel bileşenlerini sergileyeceği iskele kulesi sergisinde ve ürün salonunda sergilenecek. Yakında bu üniversal mühendislik kitinin çok yönlülüğünü artıracak iki büyük yenilik açıklanacak. Yerden çok kısa mesafelerde bile 400 kN’a kadar aktarım yapabilen duvara monte bir destek ve her yükseklikte güvenli erişim ve güvenli bir çalışma alanı sağlayan UniKit Ağır Yük İskele Sistemi’nin Ringlock iskele ile tam entegrasyonu.

Dinamik kapalı sergi aracılığıyla akıllı inşaat

Ziyaretçiler Doka standında ana şirket Umdasch Group ile birlikte paylaşılan dinamik bir kapalı sergi aracılığıyla sürükleyici bir yolculuğa çıkacaklar. Akıllı inşaata adanmış heyecan verici bir açık alan ve çarpıcı Ringlock iskele kulesi de sergide görülebilecek. 7-13 Nisan tarihleri arasında Münih’te gerçekleştirilecek olan etkinlik boyunca 100’den fazla canlı gösteri ‘We Make It Work’ temasını hayata geçirecek. Umdasch Group, fuarda her zamankinden daha güçlü bir şekilde yer alacak. Grup, önde gelen markaları ve uzmanlığı bir araya getirerek yenileme, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme gibi ana temaları tek bir çatı altında birleştiriyor. Ziyaretçiler, bir yapı nesnesinin yaşam döngüsü boyunca entegre çözümler sunan bu bütünsel yaklaşımın inşaatın geleceğini nasıl şekillendirdiğini ilk elden deneyimleyecekler.

Okumaya Devam Et

GENEL

Yangına Geçit Vermeyen Güçlü Koruma: Bostik FP402 FireSeal Silicone

Yayınlandı

-

Yangına karşı üstün koruma sağlayan Bostik Fire Protect serisi, 4 saate kadar alevlerin yayılmasını önleyerek binalar için güvenli bir çözüm sunar. Hareket ve bağlantı derzleri ile kablo ve boru geçişlerinin etrafındaki boşlukları koruyan bu eksiksiz ürün serisi, tam sertifikalı ve onaylı pasif yangın koruma sistemlerinden oluşur. Hem lineer hem de dilatasyon derzleri için geniş bir ürün yelpazesine sahip olan Bostik Fire Protect, yangın sırasında binadaki canlıların güvenli tahliyesi için zaman kazandırarak hayat kurtarır. Aynı zamanda alevlerin yayılma riskini azaltarak yapıyı korur ve maddi hasarı en aza indirir.

Bostik Fire Protect ailesinin güçlü üyelerinden FP402 FireSeal Silicone, yangına dayanıklı, nötr kürlenen bir silikon mastiktir. Yapılardaki bağlantı ve hareket derzlerinin yangına dayanması, olabilecek sızıntıları önlemesi için özel olarak geliştirilen FP402 FireSeal Silicone, 4 saate kadar alev ve duman geçişine engel olur, zehirli gazların yayılmasını önler. Ürünün yangın dayanımı, EN 1366-4 standardına göre 240 dakikaya kadar ve 50 mm genişliğe kadar olan derzler için test edilmiştir.

BOSTIK FIRE PROTECT SERİCİ İLE AKILLI AVANTAJLAR

  • Alevlere geçit vermeyerek hayat kurtarır.
  • Maddi hasarı minimize eder.
  • Binayı yangından sonra erişilebilir hale getirir.
  • Tazminat davalarında hak kayıplarını önler.
  • Birçok yüzeye sorunsuz yapışır.
  • Soğuk duman yalıtımı ile üstün koruma sunar.
  • İç ve dış mekânlarda kullanılabilir.
  • 100 BREEAM sertifikasına katkı sağlar.
  • Net ve eksiksiz sertifikasyon ile güvenilir bir çözüm sağlar.

Okumaya Devam Et

GENEL

Polisan’ın doğa ve insandan ilham alan 4 yeni renk paletiyle mekânlar ruh kazanacak!

Yayınlandı

-

Polisan Kansai Boya, Polipalette 2025 yılı renk kataloğunu; sektör profesyonellerinin beğenisine sundu. Doğadan ve insandan ilham alan Polipalette 2025 kataloğunda‘Suya Övgü’, ‘Toprak Ana’, ‘İçsel Keşifler’ ve ‘Yeni Dünya’ temalarında 4 renk paleti yer alıyor. Polipalette 2025 kataloğundaki 28 yeni edilecekmekânlar; içinde yaşayanları sakinliğe, yaratıcılığa, yeniden doğuşa ve bilinmeyen dünyalara doğru birkeşfe çıkaracak.

Boya sektörünün lider markalarından biri olan ve 250’yi aşkın ürün çeşidi ile sektörün en geniş ürün yelpazesine sahip firması olan Polisan Kansai Boya,her yıl farklı temalarla geliştirdiği renk kataloğunu 2025 yılına özel olarak yeniden tasarlayarak mimarlar, tasarımcılar ve proje geliştiriciler başta olmak üzere sektör profesyonellerinin beğenisine sundu.

Doğadan ve insandan ilham alan Polipalette 2025 renk kataloğu, doğadan ve insandan ilham alan bu 4 dört renk hikayesi, görsel bir yolculuk sunmanın yanı sıra yaşamın derinliklerine dokunan sihirli bir kılavuz niteliğindedir. Katalog, birbirleriyle uyumlu olan renklerin kombinasyonlarıyla ilgili Polisan Kansai uzmanlarının verdiği tüyolarla farklı ambiyanslar yaratmak isteyen tasarımcılara da ışık tutuyor. 

Soğuk betonarme yapıları sanat eserlerine dönüştürecek

Renk uzmanı yazar Pelin Gülşen’in ‘Görsel bir yolculuk sunmanın yanı sıra yaşamın derinliklerine dokunan sihirli bir kılavuz niteliğinde” diyerek tanımladığı Polipalette 2025 renk kataloğu, doğru renk kombinasyonuyla mekanları soğuk betonarme yapılardan farklı ruhlara sahip sanat eserlerine dönüştürmek isteyen mimar, tasarımcı ve proje sahiplerine hitap ediyor. Polipalette 2025 renk kataloğunda her birinde 7 adet renk çeşidi ile ‘Suya Özgü’, ‘Toprak Ana’, ‘İçsel Keşifler’ ve ‘Yeni Dünya’ temalarında4 palet yer alıyor. 

Su gibi sakinlik vererek arındıran tema: ‘Suya Övgü’

Polisan Kansai Boya’nın suyun doğal döngüsüyle insanın yaşam döngüsünün benzerliğinden yola çıkarak tasarladığı ve gittikçe azalan doğal kaynaklarımıza dikkat çektiği ‘Suya Özgü’ paletindeki renkler; mekanlarda ruhu arındıran ve sakinleştiren bir etki yaratıyor. Nehir Perisi, Sabah Denizi, Mercan Büyüsü, Kumsal Tanesi, Nilüfer Baharı, Okyanus Ufku ve Yakamoz Şarkısı isimleriyle çeşitlenen renk paleti, denizin dinginliğinden mercanın enerjisine, kumsalın sıcak tonlarından okyanusun serin tonlarına kadar değişen bir karteladan oluşuyor. 

Üretimi ve yaratıcılığı teşvik eden palet: ‘Toprak Ana’

Üretimin simgesi olarak hazırlanan Toprak Ana paleti ile mekanlarda doğa ve toprak ile yeniden bağ kurulması, toprağın üretkenliği ile insanın sanatla ifade bulma arzusunun birleşerek yaratıcılığı yeşertmesi hedefleniyor. Bağ Bozumu, Kömür Tozu, Unutmabeni Çiçeği, Kilin İzi, Yalın Taş, Güz Güneşi ve Gece Menekşesi olarak çeşitlenen palet, doğallığa, sadeliğe ve köklenmeye ihtiyaç duyanların ilk tercihi olmaya hazırlanıyor. 

Yeniden doğuşunve içsel huzurun simgesi: ‘İçsel Keşifler’

İnsanı kendi içine bir yolculuğa çıkaranİçsel Keşifler paletinin en dikkat çekici özelliği, yeniden doğuşun, kendini bulmanın ve içsel huzura ulaşmanın simgesi olarak tasarlanması. Türk mitolojisinde yeryüzünü gökyüzüne bağladığına inanılan Dünya Ağacı’ndan yeniden doğuşu simgeleyen Mor Lotus’akadar çeşitlenen palette, mekânlarda hayal gücünü ve dengede olmanın huzurunu artırması için oluşturulandiğer renkler; Gaia, Anka Kuşu, Şans Bambusu, Yaşam Çiçeği ve Harmoniaolarak isimlendirildi. 

‘Yeni Dünya’ temasındakeşfedilmemiş evrenler hayat bulacak

İnsanın bilinmeyeni keşfetme arzusunu yansıtan Yeni Dünya renk paletinde iseuzayın sonsuzluğu ve keşfedilmemiş evrenler hayat buldu. Uzay çağının sembolü haline gelen gümüş gri Apollo’dan soğuk buğulu mavi Neptün’e kadar mor ve mavinin çarpıcı tonlarından oluşan palette diğer renkler, Samanyolu, Andromeda, Galaksi, Süpernova ve Orion olarak sıralanıyor. Polipalette 2025 renk kataloğunda ayrıca bu 4 renk paletini tamamlayan 10 adet de beyaz renk bulunuyor. 

Okumaya Devam Et

Trendler